Anasayfa
En Çok Okunanlar
En Yeniler
Üye Girişi

Düzyazı Örnekleri Nedir




Düzyazıda Türk Edebiyatının İlk Örnekleri

Türk edebiyatının ilk düz anlatım örnekleri atasözleridir. Bunlar dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelmiştir. İçinde toplumun deneyimlerinden çıkan sonuç, bilgi ve öğütler vardır. Atasözlerinin ilk yazılı örneklerine Tonyukuk Yazıtı'nda rastlarız:


Tonyukuk Yazıtı'ndan

"Turuk bukalı, semiz bukalı arkada bilser, semiz buka, turuk buka teyin bilmez ermiş. ([insan] zayıf boğalarla, semiz boğaları uzaktan bilmek istese hangisi zayıf, hangisi semiz bilemez.)"
"Yufka erikli toplagalı ucuz ermiş, yinçe eriklik üzgeli uçuz; yufka kalın bolsar toplaguluk alp ermişyinçe. ([bir şeyi] yufka iken toplaması[bükmesi] kolay imiş, ince iken kırması[gene] kolay; [fakat] yufka kalın olur ise bükmesi zorlu imiş.)"


Dolayısıyla, Türklerin ilk düzyazı yazarı olarak Tonyukuk 'u anmak gerekir.
Tonyukuk, Kendi adına diktirdiği yazıtta hem kendi yaşamını, hem de Göktürk tarihine ışık tutacak bilgileri anıbiçiminde yazmıştır. Onu Bilge Kağan'ın yeğeni olan Yullug Tigin izler.
Atasözlerinden sonraki ilk yazı örnekleri Yenisey ve Orhun yazıtlarıdır:

Bilge Kağan Yazıtı'ndan
Doğu Yüzü
. . . . .
üze kök : t(e)ñri : (a)sra y(a)g(ı)z : y(e)r : kıl(ı) ntukda : (e)kin (a)ra : kişi oglı :
kıl(ı)nm(ı)ş: kişi : oglınta : üze : (e)çüm (a)pam : bum(ı)n k(a)g(a)n : işt(e)mi k(a)g(a)n
: ol(u)rm(ı)ş : ol(u)r(u)p(a)ñ : türük : bod(u)n(ı)n : ilin törüsin : tuta : birm(i)ş : iti :
birm(i)ş:
. . . . .
(Üstte mavi gök [yüzü] altta [da] yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış. İnsanoğlunun üzerine [de] atalarım, dedelerim Bumın Hakan [ve] İştemi Hakan [hükümdar olarak] tahta oturmuş. Tahta oturarak, Türk halkının devletini [ve] yasalarınıyönetivermiş, düzenleyivermişler.)

Oğuz Kağan Destanısözlü ürün olduğu için, yazıya geçirilişi çok sonradır; o da destan özelliğini yitirmişkısa bir özettir. Bu kısa özette bile iki şiir parçanın bulunması, destanın ilk oluşumunda şiir olarak anlatıldığını gösterir.


Oğuz Kağan Destanı'ndan

. . . . .
kene künlerde bir kün
50 oğuz kagan bir yirde tengrini çalbargu-
51 da irdi, karanguluk keldi kökdün
52 bir kök yaruk tüşdi. kündün ay
53 aydın koğulgulugrak
54 irdi. oguz kagan yürüdi, kördi, kim:
55 uşbu yaruknung arasında bir kız
56 bar irdi, yalguz olturur irdi. yakşı körür-
57 lüg bir kız irdi. anung başında ataş-
58 lug yaruklug bir mengi bar ırdi,
59 altun kazuk reg ırdi. oşul kız antag
60 körüklüg ırdı, kım: külse, kök
61 tengrı küle rurur; ıglasa, kök tengrı
62 ıglaya turur; Oguz Kagan
63 anı kördükde usı kalmadı, kirdi; sevdi, aldı
(Yine günlerden bir gün Oğuz Kağan bir yerde Tanrıya yalvarmakta idi. Karanlık bastı.
Gökten bir gök ışık indi. Güneşten ve aydan daha parlaktı. Oğuz Kağan oraya yürüdü ve gördü ki:
O ışığın içinde bir kız var, yalnız oturuyor. Çok güzel bir kızdı. Başında [alnında?] ateşli ve parlak bir beni vardı, demir kazık [kutup yıldızı] gibi idi. O kız öyle güzeldi ki, gülse, gök tanrı gülüyor; ağlasa, gök tanrı ağlıyordu. Oğuz Kağan onu görünce aklı gitti; sevdi, aldı.)


Uygur Türkçesiyle yazılan Sekiz Yükmek, Uygurların Buda dinindeki en derli toplu ilk din kitabıdır.

Sekiz Yükmek'ten

"namo but, namo dram, namo sang (02) tengri tengrisi burkan yarlıkamış tengrili yirlide (03) sekiz yükmek yarumışyaltrımış, ıduk darnıtek vip (04) atlıg sudur nombitig bir tegzinç (05) ançulayu erür mening eşitmişim yime bir ödün ulug ulugı(06) tükel bilge biliglig Tengri Tengrisi Burkan vayşalı atlıg (07) nomlug törülüg balıkta king alkıg orduda ontın (08)
....."

Bugünkü Türkçesi:
(Buda'ya selâm, dine selâm, cemaate selâm. Tanrılar Tanrısı Buda buyurmuş Tanrılı yerde "Sekiz Yükmek" parlamış, aydınlatmış. Kutsal Darnı Tekvip adlıayetler [hükümler] kitabı bir tomar[dır]. Benim işittiğim ya da izlediğim şöyledir: Yine bir zaman ulular ulusu tam bilgin , bilgili Tanrılar TanrısıBuda, Vayşalı denilen yasa ve düzenin kurulduğu şehirde geniş sarayda önden .....).


Türk nesrine matematik, astronomi, tıp gibi fen bilimlerinin; tarih, coğrafya gibi sosyal bilimlerin; din gibi felsefe bilminin girmesi ve bunlarla ilgili çevirilerin yapılmasıİslâmiyetin benimsenmesinden sonra olmuştur. Bunların da anlatımıdüzyazı biçimindedir.


Hazâ'inü's-Saâ'dât'tan (Fatih Sultan Mehmet döneminden bir tıp bilimi metni):
"Sekizinci bâb; midede ve mideye tealluk nesnelerin vasfın ve sıhhatin saklamağı söyler. Bilgil imdi mide bedenin matbahıdır. Âdemin göksünün altında muallak bir deyirmi, boynu uzun şişeya benzer. Ardıkim arkadan yanadır, yassırak (yassıca) dır. Önü kim karından yanadır, şişe gibidir, dibi yassı ola. Sağ yanından bir damarla ciğere bağludur. Ol damara mesarika derler. Sol yanından dalağa bağludur, ol damara rabıt-ıtahalî derler. Yukarusundan boğaz sükûklerine berkinmiştir, ağza ulaşmıştır. Ol bağırsağa kim Türkçe adıkızıl önük dir, Arapça "meri" derler. Ulaşır ol kızıl önüğe varur, ağza çıkar, bogazluğu düdüğünün (gırtlağın) önüne yapışmıştır. Her ne kim su aslından, gıda aslından ağızdan girerse andan ayruk yere gitmez. Ol barsağın aşağı ucu midenin ağzına ulaşmıştır. İşteha dedikleri
kuvvet kim ol depreşicek karnım acdı(acıkdı) derler. Ol mide ağzıile meri (nin) bitişdiği yerden kopar (çıkar, gelir) ol bir damar kim mideyi ağzından dalağa bağlar."

Eşref Bin Muhammed


Orta Türkçe döneminde Kaşgarlı Mahmut'un yazdığı Divan ü Lugat-it Türk adlı sözlüğü bu dönemin ilk düzyazı örneği sayabiliriz.


Divan ü Lugat-it Türk'ten

"ogurladı: er işin ogurladı. (Adam işini vaktinde yaptı.). Bundan alınarak "Er tavar ogurladı." denir ki "adam mal çaldı demektir.
Dede Korkut kitabı Türk nesrinin elde bulunan önemli nesir eserlerinden biridir.
Onun da anlatım diline dikkat edilirse, anlatıla anlatıla bozulmuş bir şiir dili ile karşılaşılır:


Dede Korkut Hikâyeleri'nden:

"İç Oğuza Taş Oğuz Aşi Olup Beyrek Öldügi Boyı Beyan İder
. . . . .
Cemi' bigler bindi. Kazanuñ koñur atın çekdiler bindi. Borı çalındı kös urıldı. Gice gündüz dimediler yortma oldı. Uşta Kazan geldi. Aruza ve cemi' TaşOğuz biglerine haber oldı, uşta Kazan geldi didiler. Anlar dahıçeri dirüp borıağardup Kazana karşu geldiler. Üç Ok Boz Ok karşulaşdılar.
Aruz aydur: Menüm İç Oğuzda karımum Kazan olsun.
Emen aydur: Menüm karımum Ters Uzamış olsun.
Alp Rüstem aydur: Menüm karımum Eñse Koca oğlı Okçı olsun didi. Her biri bir karım gözetti. Alaylar bağlandı, koşunlar düzildi, borılar çalındı, tavullar dögildi. Aruz Koca meydana at tepti. Kazana çağırıp mere kavat sen menüm karımumsın, sen gel berü didi."

Benzer Yazilar

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

04 | Sıfat Sıfat
08 | Zamir Zamir
10 | Panel Panel

..:: Online Uyeler ::..
 Nedir.Org - Toplumdusmani.Net - NedirOgren.Com